
Tarım arazilerimizin önemli bir kısmı, atalarımızdan kalan, köylerimizdeki araziler. Ve bize çok uzak…
Şehirleşmenin getirdiği sorunlardan biri de, tarlanızı yanınızda getirememeniz. Bizden önceki nesiller, şehirlere göç ettiğinde, en azından tarlalarını sürmeyi biliyordu. Geri döndüğünde sağlığı el verirse, hala bunu yapabilirler.
Ama son 3 kuşak (Y-Z-Alfa) artık böyle bir tecrübeye de sahip olmadan doğdu ve büyüdü büyük şehirlerde.
Bugün bir karar alarak tarlalarımızı sürmek için eline çapa alan köyüne koşsa, yine de o tarlaları ekemeyecek hale gedik.
Yani sadece tarımda değil, tarım işçisinde de dışa bağımlı hale geldik. Bunu çok iyi kullanan güç ve kaynak sahipleri, yurt dışından gelen ucuz iş gücünü daha da kalıcı hale getirerek, bir süre daha servetlerine servet katmaya devam edecek gibi görünüyor.
Peki gerçekten bu kadar zor mu tarım yapmak?
Aslında hayır. Emek istediği doğru, ama artık öküze saban bağlayarak tarla sürmüyoruz. Otomatik kumanda edilen traktörlerden, damla sulama yöntemlerine, uzaktan kumandalı biçerdöverlerden, uydu takip sistemlerine kadar çeşitli teknolojik yöntemler ile tarım artık eskisinden çok daha kolay.
Yalnızca kolay değil, doğru yapıldığında GDO, Hava kirliliği, Stress, Kimyasal ve radyasyon kirlilikleri, Trafik ve daha pek çok sorundan kaçarak, çok daha sağlıklı, mutlu ve uzun yaşamak mümkün. Ne yani, şehirde olunca her anınız şehrin imkanlarını sonuna kadar kullanarak mı geçiyor?
Köyünüzün değerini anlamanız için, Köy değil de “doğa”, tarım değil de “yoga” mı dememiz gerekli?
Sahi bir elimizde starbucks kartonu olmadığı zaman dünyadan geri kaldığımızı mı düşünmeliyiz? Internet, hızlı trenler, bunca otoban ne için var? Yalnızlık korkusu mu bizi köyden uzaklaştıran, şehire bağımlı hale getiren? Yalnızlık korkusunun temelinde insanlardan uzak olmak mı yatıyor, kendimize uzak olmamız mı?
Tamam tamam, daha fazla işin psikolojik ve felsefik yanlarını zorlamayacağım. Ama en azından tarım ile ilgili zorlukların, artık neredeyse hobi haline geldiğini söyleyebilirim.
Biliyor musunuz, insanlar yurtdışından, belirli programlar aracılığı ile, bazı turistik tarım tesislerimize gelip, tarım yapıp gidiyorlar. Bu iş batıda artık turizm halini aldı gerçekten. Biz ne zaman tarımın değerini ve hem fiziksel, hem psikolojik sağlığımız için faydalarını anlayacağız?
Şimdi biraz da konumuza dönelim. Teknolojik tarım…
Bu noktada çok sayıda yenilikten bahsetmek mümkün. Hatta hani en başta dedim ya, şehirlere göç etmenin bir kötü yanı da , tarlanızı yanınızda getirememeniz diye. Artık topraksız tarım yöntemleri ile bu bile çözülme noktasına gelmeye başladı. Kapalı mekanlarda tarım yapan firmalar var. Hem de öyle sağlıksız, merdiven altı falan değil.
Jeotermal Seralar ile daha fazlasın da mümkün. Uydudan takip sistemleri, görüntüleme ve analiz sistemleri ve daha nicesi…
Siz yalnızca ülkemiz için bir adım atın..
Bakın kârlı çıkacağınızı göreceksiniz…
Yeni Nesil Tarım Yöntemleri
Siz Yalnızca tarıma şans verin… Gerisini biz size anlatalım…



